11 Haziran 2008 Çarşamba

Çok Satmak mı, Yok Satmak mı ?

Sezon başlangıçları, markaya emeği geçen tüm çalışanlar için yorucu bir dönem ve büyük bir heyecan demektir. Çünkü o ürünler mağazalarda yerini alana kadar hummalı bir çalışma dönemi gerektirir.

Markamız yabancı ise, satınalmacılarımızın yurt dışına giderek, kendilerine gösterilen numuneler arasından Türk tüketicisinin tercihlerine uygun ürünleri seçmesi gerekir. Üretimimizi kendimiz yapıyorsak, tasarımcılarımız ziyaret ettikleri fuarlarda gördükleri ile kendi zevk ve yaratıcılıklarını birleştirerek, ortaya bir koleksiyon çıkarırlar ki bu oldukça uzun bir zaman ve emek gerektirir.

Sonrasında üretim veya ithalat aşaması başlar. Kumaş seçimi, kalıpların hazırlanması, aksesuarlar, provalar, ütü, paket … Ürünler hava/kara/deniz yoluyla mı gelsin, yüklendi mi, Türkiye’ye ulaştı mı, gecikme var mı, gümrükte sorun çıkmadan çekildi mi…

Depoya ürünler girdiğinde sayım başlar. Renk/beden dağılımı kontrol edilir.

Vitrin ve görsel düzenleme ekibi için ilk vitrin çok önemlidir. Dekor alternatifleri üretilir, tasarım ekibi ile birlikte ilk vitrinde hangi ürünlerin sergileneceğine karar verilir. Operasyon ekibi ile birlikte mağazaların sezon açma tarihleri belirlenir.

Mağaza personelinin üniformaları hazırlanır.

Hangi mağazalara, hangi ürünlerden kaçar adet gönderileceği belirlenir.

Mağazaların boya, tamirat, temizlik gibi yenilenmeleri sağlanır.

Daha pek çok detay gözden geçirilerek, mağazalar yeni sezona girmeye başlar. Artık herkes büyük bir heyecanla ilk satışları beklemeye başlar. Operasyon ekibinin, tasarım ekibinin, satınalma ekibinin, görsel düzenleme ekibinin favori gördükleri ürünler vardır. Hatta iddialara girilir J

Patronlar ise bütün ürünlerin çok satmasını, indirime girmeye gerek kalmamasını ister… Satış raporları çok dikkatli olarak takip edilmeye başlar.

Bazı ürünler çok satacağını ilk birkaç hafta içinde belli eder. Bu aşamada önemli kararlar alınması gerekir. Ürünün stok miktarı talebi karşılamaya yeterli mi, yeniden üretim (RPT) ya da ek sipariş vermemiz gerekiyor mu?

Tabi bu arada hava sıcaklığını, tatil dönemlerini, bölgesel farklılıkları, özel günleri v.b. dikkate almak gerekir. Örneğin Şubat sonu-Mart başında yaz sezonu açıldığında abiyelerin(gece kıyafetleri) satış rakamlarından hayal kırıklığına uğramamak gerekir. Düğünler ve mezuniyetler Haziranda başladığı için sabırlı olmakta fayda vardır. Ama bu arada mağazalardaki satış ekipleri hangi abiye modellerin sıklıkla denendiğini rapor ederek satış tahminlerine katkıda bulunabilirler.

Bütün detaylar dikkate alınarak yapılan satış tahminlerine göre çok satan ürünümüzün stoğunun yetmeyeceğine karar verirsek ek üretim veya sipariş vermeye başlarız. Peki nereye kadar ?

Çok satan ürünler diğerlerini gölgede bırakır. O ürün bittiğinde alternatifi olan diğer ürünler satmaya başlar. Çok satan birkaç ürünü devamlı mağazalara sokmak, diğerlerinin elimizde patlamasına sebep olabilir.

Yok satmanın bir diğer faydası da karlılığı artırmasıdır. Müşterilerimiz ilk gelişlerinde beğendikleri ama almadıkları ürünü indirimde almak için tekrar gelirler. O ürünün indirimde kalmadığını öğrendiklerinde, daha sonraki sezonlarda indirimi beklemeden, kalmaz endişesiyle beğendikleri ürünü alacaklardır.

Bazı ürünler mıknatıs gibidir. Mağazanın vitrininde veya girişindeki standta sergilendiğinde mıknatıs gibi müşteriyi içeriye çeker. O zaman bu ürünün yok satmaması gerekir. Ancak RPT yapmak yerine sezon boyunca mağazalarda olmasını sağlayacak şekilde azar azar her mağazaya sevkıyatının sınırlandırılması bir çözüm olabilir.

Çok satan ürünümüz basic bir ürünse yine yok satmaması gerekir. RPT yapmamak rakiplerimizin ekmeğine yağ sürmek olacaktır. Rakiplerimizden biri veya birkaçı modelimizi kopyalayarak satışlarımız çalacaktır.

Çok satan ürünümüz, sattıran ürünse yine yok satmaması gerekir. Çok satan pantolonumuz ceketini hatta gömleğini satmakta kolaylık sağlıyorsa bitmesine izin veremeyiz.

Örneğin; takımlar ceket-pantolon ayrı ayrı da fiyatlandırılmışsa genellikle pantolon daha fazla satar. Ama ceketin tek satılması oldukça zordur. Bu durumda üretim planlaması yapılırken ayrı da satılacak takımların alt parçasının adeti daha yüksek tutulmalıdır.

Ama ürünümüz bir tasarım modeli ise, çok dikkat çeken bir deseni varsa, gece kıyafeti ise veya çok pahalı bir ürünse bırakın yok satsın. Çünkü bu tür ürünleri alan müşteriler pişti olmaktan hiç hoşlanmazlar J

Mağazacılıkta tecrübe ve raporları doğru yorumlayabilmek önemlidir. Bol satışlar…

6 Haziran 2008 Cuma

2008 Yaz Modası


Yazın alışveriş yapmak bana daha keyifli geliyor. Kışın erken kararan, kasvetli havasından kurtulmak, daha hafif kıyafetler giyebilmek, şemsiyemi aldım mı diye düşünmeden sokağa çıkabilmek güzel bir şey.

Bu kış açılan bir alışveriş merkezine ilk gittiğimde, gözüme küçük ve karanlık görünmüştü. Yazın ilk sıcak günlerinde tekrar gittim. Daha ferah ve aydınlık buldum. Çünkü mağazalar vitrinlerinde yaz koleksiyonlarını sergiliyorlardı. Yaz koleksiyonlarının canlı ve enerjik renkleri tüm alışveriş merkezini etkilemişti.

Bu yaz hazır giyim mağazalarının işleri açılacak gibi görünüyor. Çünkü 2008 yaz modası, giyilebilir modeller ve renklerden oluşuyor. Giyilebilirden kastım şu; Türk kadınının vücut tipine uygun. Örneğin; düşük bel ve İspanyol paça pantolon moda olduğunda mağazacıların işi zor. Çünkü boy ortalaması 1,60cm ve genelde baseni geniş olan Türk kadınına, paçası bol, beli düşük pantolonu beğendirmek için en az yarım saat servis vermemiz gerekir. Oysa bu modellere 10 dakikalık bir servis yetecektir.

Vitrinlerde enerji veren sarıyı bol bol görüyoruz. Sarı bence de yaza çok yakışan bir renk. Sarı giydiğinizde fark edilirsiniz, kendinizi daha canlı hatta genç hissedersiniz. Yalnız moda diye sarıyı kıyafetinizde baştan aşağı tek renk olarak da kullanmamak lazım. Tasarımcılar da sarıyı genellikle turkuaz, mavi, yeşil gibi renklerle kombinlemişler.

Etek ve elbise boyları kısaldı. Bacaklarınıza güveniyorsanız etek boyunuzu diz üstüne çıkarabilirsiniz. Bu durumda yazın çorap giymeyeceğimizi düşünerek, diz kapaklarımızın bakımına özen göstermek gerekiyor.

Hem iri hem de ufak çiçek desenleri çok moda… Hafta sonu için iri desenli, askılı, büzgülü, bol bir elbise edinmek şart. İş içinde daha ufak çiçekleri olan minik kollu bir bluz olabilir.

Spor giyimde hala düşük bel var ama kumaş pantolon ve eteklerde bel yükseldi. Tabii beller yükseldi diye gardrobumuzu bir mevsimde değiştirmemiz beklenmiyor. Düşük belli pantolon ve eteklerimizin üstüne takacağımız kalın kemerler ile yeni trende uygun hale getirebiliriz.

Ceketler bu yaz da küçük. Bol veya dar fark etmiyor ama boyu basenin başladığı yerde bitmeli. Yaz akşamları çiçek desenli elbiselerimizin üstüne alabileceğimiz minik triko ceketler de edinmeliyiz.

Ayakkabı ve çanta sanırım hanımların ortak tutkusu. Bu yazın ayakkabılarında öne çıkanlar özel topuklar ve rugan… Topuklar dolgu gibi ama ortası boş modeller dikkat çekiyor. Bir de topukları çiçek desenleri veya taşlarla süslenmiş çok şık modeller var. Rugan daha çok siyah, beyaz, kırmızı gibi ana renklerde kullanılırdı. Bu yaz neon renklerde rugan ayakkabılar bulmak da mümkün. Çantalar ise kocaman. Son birkaç yıldır artık ayakkabı ile çantanın renklerinin aynı olması gibi bir derdimiz de kalmadı. Hatta tercihen aynı olmamalı…

Aksesuar olarak metal oldukça azaldı. Daha çok doğal taşlardan ve yaza uygun olarak deniz kabuklarından yapılmış aksesuarlar kullanacağız. Güneş gözlükleri de çantalar gibi kocaman. Bu moda güneşin zararlı etkilerinden koruması açısından sağlığımız içinde faydalı.

İyi görünmek önemlidir. Keyifli alışverişler…

15 Mayıs 2008 Perşembe

Giyinirken

Gerek iş, gerek özel hayatımızda ilk izlenimin önemini hepimiz biliyoruz. İlk izlenimin önemli bir bölümünü oluşturan giysilerimiz, hakkımızda karşı tarafa bilgi verir.

Giysilerimize pek çok şey yön verir. Moda, kişisel tarzımız, giyinme amacımız, günlük programımız gibi…

Özellikle hanımlar modayı mümkün olduğunca takip etmeye çalışırlar. Modayı genellikle büyük markaların tasarımcıları ve trend seter lar belirler. Victoria Beckham, Paris Hilton gibi isimlerin taşıdıkları kıyafetlerin moda olması gibi.

Moda her ne kadar belli modelleri ve renkleri empoze etmeye çalışsa da biz bunun içinden kendimize uygun olanları seçer ve giyeriz. Yani kişisel tarzımız da giysi seçimlerimizi etkiler.

Bunun yanı sıra bazı günler dikkat çekmek, bazı günler rahat etmek, bazı günler de ciddi görünmek gibi amaçlarımız olabilir ve kıyafet seçimimizi bu amacımıza uygun olarak yaparız.

Bazı zamanlarda da yoğun bir programımız vardır. Sabah işe gidip, öğleden sonra bir toplantıya, akşam da bir davete katılmamız gerektiği halde eve uğrayıp kıyafetimizi değiştirecek vaktimiz olmayacaktır. Bu durumda seçeceğimiz kıyafetin ufak aksesuar değişiklikleri ile hepsine birden uyması gerekir.

En önemlisi üzerimizdeki kıyafetin kendimize yakışmadığını düşünüyorsak, bulunduğumuz ortama uygun olmadığını hissediyorsak veya rahatsızsa gün boyu konsantrasyonumuz bozulur ve kendimizi mutsuz hissederiz.

Tam tersi, giysimizin içinde iyi göründüğümüzü biliyorsak hatta küçük iltifatlar almışsak, bulunduğumuz ortama uygunsa, istediğimiz izlenimi bırakmanın verdiği güçle konsantrasyonumuz artar ve günümüz verimli geçer.

Klasikler hayat kurtarır. Her hanımın gardrobunda bulunması gereken birkaç parça vardır. Bir siyah elbise, birkaç beyaz bluz, siyah bir ceket-pantolon takım, beyaz bir ceket, rahat bir stiletto ayakkabı gibi.

Siyah elbise vücut tipinize uygun, çok derin dekoltesi olmayan, diz altı olmalıdır. Kumaşı hem yazın hem kışın giymeye uygun olmalı, ne askılı ne de uzun kollu olmamalı, tercihen mini kollu veya kolsuz olmalıdır. Böyle bir elbise ile içine beyaz bir bluz giyip sabah işe gidebilir, öğleden sonra üzerinize ceket alıp toplantıya katılabilir, akşam beyaz bluzu ve ceketinizi çıkartıp, kolye veya şık bir kemer takıp, ayakkabılarınızı değiştirerek davete katılabilirsiniz.

Siyah ceket-pantolon takımınızı seçerken kolay modası geçmeyecek bir modeli tercih etmenizde fayda var. Çünkü uzun zaman gardrobunuzda kalmasını isteyebilirsiniz. Çift düğmeli ve boyu belinizden bir karış aşağıda biten bir ceket uygun olacaktır. Pantolon plisiz ve düz paça olursa değişen modadan etkilenmeyecektir. Takımınızın seyahatlerde de gerekeceğini düşünüyorsanız, ütü gerektirmeyen, akan kumaşlardan tercih edebilirsiniz. Hatta biraz önce bahsettiğimiz siyah elbise bu takımla aynı kumaştan olursa, ceketi elbisenin üzerine de giyebilirsiniz. Park Bravo, Net Work, İpekyol gibi markalarda elbise, ceket, pantolon, etekten oluşan dörtlü takımlar bulabilirsiniz.

Beyaz bluzlar sizin tarzınızı belli edecektir. Siyah takımınızın içine klasik gömlek modelinde beyaz bir bluzla erkeksi ve otoriter, aynı takımın içine bisiklet yaka bir beyaz t-shirt ile genç ve sportif, siyah V yaka elbisenizin içine fırfır yakalı bir beyaz bluzla kadınsı ve olgun görünebilirsiniz.

Beyaz ceketinizi hemen her giyişinizden sonra temizletmeniz gerektiğini unutmadan, yıkama talimatına bakarak almanızda fayda var. Astarsız ceketleri kendinizde yıkayabilirsiniz ama yine de ceket ütüsünün zor olduğunu hatırlatalım. Siyah elbise, pantolon ve eteğinizin üzerine beyaz ceketinizi giydiğinizde yaz mevsimine daha uygun kombinasyonlar elde edeceksiniz.

Ayakkabı genellikle hanımların tutkusudur. Her ortamda giyebildiğiniz kadar yüksek topuklu ayakkabı giymenizi tavsiye ederim. Yüksek topuk bildiğiniz gibi sizi olduğunuzdan daha uzun boylu ve zarif gösterecektir. Ama komik yürümediğinize emin olun. Ayak sağlığı çok önemli olduğu için kramplara ve hatta baş ağrısına sebep olmayan yani rahat edebildiğiniz yükseklikte ayakkabılar seçmeye gayret edin.

Bu hayat kurtaracak kıyafetlerinizle uyumlu olan kolye, küpe, kemer, fular gibi aksesuarlarınızı da aynı askıya asarak muhafaza ederseniz kıyafetlerinizi zenginleştirmiş ve aceleyle giyinmeniz gerektiğinde unutmamış olursunuz.

Alışverişinizi keyif haline getiren, sizin vücut tipinize uygun giysiler seçmenize yardımcı olan, çevrenizdekilerin size iltifat etmelerini sağlayan kıyafet önerileri sunan mağazaları ve çalışanlarını unutmayın. Onlarda sizi tekrar görmekten mutlu olacaklardır. Devamlı müşterisi olduğunuzda, sizi daha yakından tanıdıklarında daha az zaman ve para harcayarak istek ve ihtiyaçlarınızı karşılar ve komandatura, taksit, özel müşteri indirimi gibi avantajlardan faydalanabilirsiniz.

İyi görünmek önemlidir. Keyifli alışverişler…

7 Mayıs 2008 Çarşamba

EĞİTİMLER-5 HAZIR GİYİM MAĞAZACILIĞI ÜRÜN BİLGİSİ

İçerik :

Lif ve iplikler

Doğal lifler, kimyasal lifler, lif karışımları

İplik eğirme ve büküm

Kumaş çeşitlerine göre iplikler

Kumaş çeşitleri

Örme ve dokuma nedir?

Başlıca kumaş çeşitlerinin incelenmesi

Tekstil terimleri

Dikişle ilgili terimler

Materyal terimleri

Giysi modelleri

Bayan modellerinde kullanılan terimler

Erkek modellerinde kullanılan terimler

Kullanma talimatları

Elyaf kısaltmaları

Yıkama, ütüleme, kuru temizleme talimatları

Deri ürünlerin bakımı

Alarm takma

Alarm nedir? Önemi

Ürün gruplarına göre alarm takılabilecek noktalar

Tadilat ölçüsü alma

Tadilat nedir? Ne zaman yapılır?

Pantolon, etek, elbise, bluz, gömlek, ceket, dış giyim tadilatları

Müşterilere kombinasyon oluşturma

Çeşitli vücut yapılarından örnekler

Bayan müşterilere sunulacak öneriler

Erkek müşterilere sunulacak öneriler

EĞİTİMLER-4 ETKİN SATIŞ YÖNTEMLERİ

İçerik :

Satış sağlayan altın kurallar

Etkin dinleme

Empati kurma

Öneri sunma

Ürün denetme

Servis açma/toplama

Sezonda servis açma/toplama

İndirim döneminde servis açma/toplama

Ekip üyelerine saygı

Satış teknikleri

Alternatif satış tekniği

İlave satış tekniği

Üçlü sunum tekniği

Kasa işlemleri

Kasada iletişim

Paketlemede dikkat edilecekler

Müşteri her zaman haklı mıdır ?

Başlıca itiraz konuları

Cevap verme yöntemleri

Stresi azaltma yönteml

Psikolojik rahatlama yöntemleri

Fiziksel rahatlama yöntemleri

EĞİTİMLER-3 SATIŞA YÖNELİK İLETİŞİM

İçerik :

Mağaza çalışanının kişisel imajı

Cilt bakımı ve makyaj

Hijyen kuralları

Müşteri kimdir ?

Müşteriyi karşılama

Göz teması ve selamlama

Rahatlatma

İnceleme

Müşteriyi konuşturmak

Diyaloğu başlatma yöntemleri

Açık uçlu sorular

Seçenekli sorular

Uğurlama

Sözlü iletişimde yapılan hatalar

Kalıplaşmış cümleler

Pozitif/negatif kelimeler

Deforme edilmiş kelimeler

Argo/moda kelimeler

Hitap kelimeleri, ses tonu ve konuşma hızı

Beden dili

EĞİTİMLER-2 ETKİLİ MAĞAZA ATMOSFERİ OLUŞTURULMASI

İçerik :

Mağaza atmosferi nedir ?

Mağaza atmosferinin etkileri

Mağaza tasarımı

Dış unsurlar: Tabela, vitrin, giriş ve otopark

İç unsurlar: Zemin, tavan, duvarlar, koridorlar, prova odaları, çocuk alanlar

Beş duyuya hitap etmek

Görme: Renkler, ışıklandırma, yönlendirmeler

İşitme: Müzik

Tat

Dokunma, ısı

Koku

Reyon planları

Ürün sergileme üniteleri